Kompozisyon Teknikleri: Görsel Anlatımın Temelleri 

Kompozisyon dendiğinde aklıma gelen ilk bilgiler her ne kadar yazım sanatıyla ilgili olsa da görsel anlatımın da kendine ait bir kompozisyonu vardır. Nasıl ki düz yazının kendi içerisinde belirli bir düzeni varsa görsel anlatımlarda da aynı düzene ihtiyaç duyulur. Fotoğrafın etkileyiciliğini yönetme sanatı olarak da adlandırabileceğimiz kompozisyon çalışmalarında farklı teknikler kullanılabilir.

Bütün bu teknikler fotoğrafın konusunu daha başarılı bir şekilde sunmaya hizmet eder. Fotoğrafçılık yapmaya başlayacak en amatör kişilerden tutunda bu alanda yıllarını vermiş kişilere kadar herkes için kompozisyon tekniklerini bilmek kaçınılmazdır. Adeta bir evin temellerini atmaya benzeyen bu teknikler fotoğraflardaki konunun inşa edilmesini sağlayan çalışmalardır. Temelleri sağlam atılan fotoğraflar ise çekim yapan kişinin gözlerini fotoğrafa bakan kişilere takmak gibi bir etki yapar. 

Görsel anlatımın üç değişmez ögesi vardır. Bunlardan birincisi fotoğrafın konusudur. Konu, fotoğrafta görülmesi istenen asıl öğeyi oluşturur ve konu belirli bir amaca yönelik olarak seçilir. Görsel anlatımın en önemli ögesi olan konu, fotoğraf çeken kişi tarafından belirli kompozisyon teknikleri çerçevesinde yansıtılmalıdır.

Görsel anlatımda ikinci öge konuyu da içine alan çevredir. Çevre konunun ön plana çıkmasını sağlayacak gereksiz kalabalıklardan arındırılmış bir şekilde düzenlenmelidir.

Konunun geri planda kaldığı çevre kompozisyona uygun değildir. Görsel anlatımın son ögesi ise fotoğrafçının yeteneği ve durduğu yerdir. Çekim esnasında durulan konum, konunun ve çevrenin düzgün bir şekilde ayarlandığı özel bir nokta olmalıdır. Aksi halde çekimlerde kompozisyona uygun olmayan görüntüler ortaya çıkar. 

Konuyu, çevreyi ve fotoğrafçının konumunu ayarlamak için çeşitli kompozisyon tekniklerinden yararlanmak gerekir. Bunlar görsel anlatımın temellerini oluştururken dikkate alınmadığında fotoğraflarda istenen kalite ve görüntü yakalanamayacaktır. 

Altın Oran Ve Çeyrek Kuralı

altın oran

Altın oran fotoğraf çekimlerinde hesaplamalardan yararlanılan özel bir tekniği oluşturur. 1,1,2,3,5… şeklinde giden dizilimde ana kural son iki sayının toplanması ile yeni sayının bulunmasından oluşur. Bu kural fotoğraf çekimine uygulandığında ise bir fotoğraf karesi yatay ve dikey olmak üzere üç eşit parçaya bölünür. Bu bölme esnasında çizgilerin birbiriyle kesiştiği noktalar altın oran olarak kabul edilir.

Diğer adı 1/3 kuralı ya da çeyrek kuralı da olan bu yöntem ile fotoğraftaki konu daha başarılı bir şekilde işlenmiş olur. Telefon, fotoğraf makinesi gibi cihazlarda da sık sık görebileceğimiz altın oran çizgileri aslında bize nasıl fotoğraf çekeceğimizin ipuçlarını vermek adına kendini gösterir. Bazı amatör çalışmalarda altın oranın tam ortada kalan kısım olduğuna dair yanlış bir algı oluşmuş olsa da çizgilerin kesişme noktaları bizim için daha önemlidir.

 Altın orana dikkat edilerek yapılan fotoğraf çekimlerinde konu daha ön plana çıkmış ve daha dikkat çekici bir noktada konumlanmış olur. Ayrıca altın orana uygun olarak yapılan fotoğraf çekimlerinde genel bir denge söz konusudur. Fotoğrafa bakan kişiler altın oran çizgilerinin üzerinde kalan ana konuyu daha kolay bir şekilde fark eder. 

Altın oran kuralında ana konunun orta kısma alınması beyindeki dikkat noktasının daha uzun sürede uyarılmasına neden olur. Yani tamamen zihinsel uyarımla alakalı olarak düzenlenen altın oran çizgileri aslında beynin algılama noktalarından hareketle düzenlenmiştir. Bu nedenle altın oran çizgilerinin üzerinde konumlandırılan ana konu daha hızlı fark edilir ve beyin resimdeki konuyu daha kısa sürede kavrar. 

Simetri Ve Asimetri Oyunları

İnsan beyni gördüğü yarım nesnelerin diğer kısmını otomatik olarak tamamlama gibi bir özelliğe sahiptir. Simetri ve asimetri ise beyindeki bu tamamlamadan yola çıkarak oluşturulmuş iki teknikten biridir. Simetri fotoğraftaki görüntünün aynısının yan kısımda da ortaya çıkması demektir.

Bunun için en bariz örnek olan ayna yansımasını simetriyi anlatmak için kullanabilirim. Örneğin çekmek istediğiniz bir manzara fotoğrafına ayna tuttuğunuzda aynı görüntüyü aynada da görürsünüz. İşte aynadaki görüntü görsel anlatım temellerinden olan simetrinin ürünüdür. Fotoğraflarda kompozisyon oluştururken de oldukça etkili bir şekilde kullanılabilen bu teknik fotoğraflara kararlılık ve durağanlık kazandırır. 

Fotoğraflarda simetri özelliği kullanılırken fotoğrafı çekilecek olan konunun tam ekseninden simetrisi alınmalıdır. Yani bir manzara fotoğrafı çekilecekse ve bu manzaranın suya olan yansıması simetri olarak kullanılacaksa su ile manzaranın birleştiği kısım fotoğraf ekseni olarak kullanılmalıdır.

Fotoğraf ekseni ise çekimler esnasında fotoğrafın merkezine alınmalıdır. Ayrıca asıl konu ile simetrisi arasında yakın bir mesafe olmalı ve bu mesafe fotoğrafa başarılı bir şekilde yansıtılmalıdır. 

Simetri kadar kompozisyonlara renk katan bir diğer uygulama ise asimetridir. Asimetride simetride olduğu gibi bir eşitlik veya yansıma hali yoktur. Örneğin bir ağacın simetrik olması her iki tarafının da aynı olması anlamına gelirken asimetrik olması ise ağacın iki tarafının da eşit olmaması demek olacaktır. Fotoğraf çekimlerinde hareketliliği, farklılığı ve sıra dışılığı ön plana çıkaran asimetri aslında kompozisyonlara hayat katan özel bir tekniktir. 

Farklı açılardan değerlendirmeler yapmayı sağlayan asimetrik çekimlerde konu fotoğrafın merkezinde değildir. Sağ, sol ya da yukarı, aşağı gibi alanlarda görebileceğimiz konuyu ilk bakışta kavramak da zor olabilir. Diğer tekniklere nazaran daha az kullanılan asimetri ilginç ve eğlenceli kompozisyonlar hazırlamak isteyenler tarafından kullanılabilir. 

Perspektif Ve Derinlik Yaratma

perspektif

Görsel anlatımlarda temel tekniklerden olan perspektif, fotoğraf çekenin gözünden konuya bakmayı sağlayan özelliklerden biridir. Örnek vermek gerekirse bir manzaraya bakan fotoğrafçının kendi gözünden o manzarayı fotoğrafına yansıtabilmesine perspektif denebilir. Estetik anlayışı ile yakından ilgili olan perspektif tekniği her fotoğrafta olmazsa olmaz denecek özelliklerdendir. Bu yüzden baktığımız her fotoğrafta perspektiften söz etmek mümkündür. 

Perspektifin bağlantılı olduğu tekniklerden biri de derinliktir. Her fotoğraf belirli bir yükseklik ve genişlikten oluşur. Yani iki boyutlu olarak görülen fotoğraflarda bir de üçüncü bir boyut bulunur. Bu boyuta ise derinlik adı verilir. Örneğin orman manzarası resimlerinde belirli bir yükseklik ve genişlik vardır. Bir de ormanın içerisinde ileriye doğru giden bir yol bulunur.

İşte bu yol fotoğraftaki derinliği gösterir. Derinliğin perspektif alarak sağlanması nedeniyle bu iki teknik birbirinin tamamlayıcısı olarak da kabul edilebilir. Fotoğrafta perspektif alırken konuda yer alan nesnelerin birbirlerine olan konumları oldukça önem taşır. Doğru bir perspektif alabilmek için fotoğrafçının kendi konumunu doğru bir şekilde ayarlaması gerekir.

Kompozisyonlarda konunun öne çıkmasını sağlayan perspektifte konu ön planda tutularak diğer nesnelerin arka planda kalmasına özen gösterilmelidir. Konunun diğer nesneler içerisinde kaybolmuş şekilde görünmesi perspektifin yanlış alındığını gösterecektir. Derinliği olmayan resimlerde konu ortada görülür halde olabilir ancak gerçekçi bir duruşu yoktur.

Bu nedenle konunun daha başarılı bir şekilde yansıtılabilmesi için derinlik duygusunu verecek çekimler yapılmalıdır. Örneğin portre çekimlerinde konu insandır ve insanın ön plana çıkarılması gerekir. Bu tür fotoğraflarda düzgün bir kompozisyon oluşturmak için derinlik oluşturulurken çevreden ziyade insan ön plana çıkarılmalıdır.

İnsanın net çevrenin daha flu görüneceği bu çekimlerde derinlik için insana odaklı çekimler yapılmalıdır. Manzara gibi alanlarda ise derinlik manzaranın kendisinde oluşmuş olduğundan dolayı bütün manzaranın en net halde sunulması gerekir. Manzara net hale geldikçe derinlik kendiliğinden ortaya çıkacaktır. 

Görsel anlatımın temellerinde yer alan kompozisyon teknikleri fotoğraflarda bütünlük oluşturmak ve konuyu başarılı bir şekilde sunabilmek için dikkat edilmesi gereken püf noktaları olarak görülmelidir. 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,

Anıl UZUN